Ayasofya Camii

ayasofya

Ayasofya, İstanbul’da, Bizans döneminde yapılan çok ünlü bir kilise, sonra cami ve müze.
İlk olarak I. Konstantinos tarafından ahşap olarak inşa ettirilen kiliseyi, oğlu II. Konstantinos bazilika haline getirtti. Ancak bir ayaklanma sonucu 404’te yanan kilise, 415’te yeniden inşa edildi.

532 Yılında, yine bir ayaklanma sırasında yanarak harap oldu. Böylece Bizans İmparatoru Jüstinyen’in emriyle, 532-37 yıllarında kagir (taştan) olarak inşa edilen Ayasofya, bugünkü şeklini aldı. Eserin yapımını Miletli İzidor ile Milaslı Antemyos adlı, iki mimar yürütmüştür.

Ayasofya orta ve yan mekanlardan oluşan esas kütle ve buna bitişik büyük hol ile, günümüzde mevcut olmayan avludan ibarettir, örtü sistemi olarak seçilen kubbe, erken Anadolu mimarisinden esinlenilerek yapılmıştır. Çapı, ortalama 31 metreyi bulan tuğla kubbe, boyut olarak mimari bir cesaret örneği kabul edilmiştir. Burada uygulanan kubbe, Jüstinyen’in şahsında, Bizans İmparatorluğunun politik gücünü sembolleştirmek düşüncesinden kaynaklanmıştır.

Ayasofya, büyük kubbesinin yanı sıra mermer duvar kaplaması, ağır kütlesini hafifleten dekoratif özelliğiyle de ilgi çeker. Büyük kubbesi teknik zaaflardan ötürü, değişik tarihlerde meydana gelen depremlerde yıkılmış ve tekrar onarılmıştır. Ancak bu onaranlar yapının orijinal biçimini fazla değiştirmemiştir.

İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet zamanında Türklere geçmesinden sonra, Ayasofya camiye çevrilerek müslümanların ibadetine açılmıştır. Ayasofya’nın güneydoğu tarafındaki tuğla minare Fatih, kuzeydoğu köşesindeki ince minare de II. Bayezit zamanında yapılmıştır. II. Selim döneminde ise büyük usta Mimar Sinan, batı tarafına iki minare daha eklemiştir. 1935 yılına kadar ibadete açık kalan Ayasofya, bu tarihten sonra müzeye çevrilmiştir.
Osmanlıların daima ilgisini çeken Ayasofya, adeta efsanevi bir kimlik kazanmıştır. Özellikle Osmanlı mimarisi için, ulaşılması ve aşılması amaç haline gelerek, heyecan yaratan bir kaynak olmuştur.

28 / Tem / 2018