II. Dünya Savaşı'nın Nedenleri

II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına, Birinci Dünya Savaşı’nın sonuçları neden oldu. Savaş sonrası imzalanan antlaşmalar Avrupa’nın dengesini iyice bozdu. Barış kurulacağı yerde yeni sorunların çıkmasına neden oldu. Özellikle Almanya’ya imzalattırılan Versay Antlaşması II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına ortam hazırladı. Almanya savaş sonrası iç politika ve ekonomik yönlerden kargaşa ve çöküntü içine düşmüştü. Arkasından siyasi, askeri ve ekonomik yönden ağır şartlar içeren Versay Antlaşması’nı imzalaması bunalımı daha çok artırdı. Özellikle Versay Antlaşması’nın meydana getirdiği tepki, ekonomik durumun bozukluğu, işsizlik sorunu ve huzursuzluğun çoğalması Alman halkında bir kurtarıcı bekleyişine neden oldu. Almanların bu duygularından yararlanan Nazi Partisi lideri Adolf Hitler, 1933’te iktidarı ele geçirdi.

Kısa sürede ülke yönetiminde söz sahibi olan Hitler, ırkçı ve yayılmacı bir dış politika izlemeye başladı. Alman ırkını başka milletlerden arındırmak, Almanya’nın sınırları dışında kalmış bütün Almanları birleştirmek ve tek bir devlet altında toplamak Avrupa’da egemen olmak ve Versay Antlaşması’nı geçersiz kılmak Hitler’in dış politikası’nın hedeflerini oluşturmuştu. Hitler amacına ulaşmak için Vers ay Antlaşması’nın askeri sınırlamalarını hiçe sayıp bu antlaşma ile kaybettiği toprakları geri almak için büyük bir ordu kurarak silahlanmaya başladı. Versay Antlaşması ile askersiz hale getirilmiş olan Ren bölgesine 7 Mart 1936’da asker göndermeye başladı.

Birinci Dünya Savaşı’na büyük ümitlerle giren İtalya, yenen devletlerden olmasına rağmen savaştan yorgun çıkmış ve savaş sonunda isteklerini elde edememiştir. Bu durum İtalyan kamuoyunda müttefik devletlere karşı bir kırgınlık ve kızgınlığa neden oldu. Savaşın etkisiyle artan ekonomik sıkıntılar bu kızgınlığın çoğalmasında etkili oldu. Ekonomideki bu kötü durumdan dolayı artan işsizliğe çare bulunamıyordu. Bütün bunlar İtalyan halkında mutsuzluğa ve yılgınlığa neden oluyordu.

İtalya’daki bu durum, Benito Mussolini liderliğindeki Faşist Partisinin taraftar kazanmasında etkili oldu. Aşırı milliyetçilik politikasına dayanan Faşist Partisi, İtalya’yı güçlendireceğini, Roma İmparatorluğu’nu yeniden kuracağını vaat ederek güçlendi ve iktidar oldu. Mussolini, kısa süre sonra demokrasiyi kaldırarak baskıcı yönetim uyguladı. Dış politikada ise yayılma ve genişleme politikası izledi. Akdeniz’de ve Afrika’da sömürge imparatorluğu kurma hevesine kapıldı. 1927 yılında Arnavutluk Devletini koruyuculuğu altına aldı. Diğer taraftan Orta Doğu’ya sokulmaya çalıştı ve Habeşistan’ı işgal etti (1935).Japonya Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Uzak Doğu’nun en güçlü devleti haline gelmişti. Uzak Doğu’da imparatorluk kurmak isteyen Japonya, 1930’lardan sonra Uzak Doğu’da yayılma hareketine girişti. Toprak ve ham madde sıkıntısı yaşayan Japonya, 1929 ekonomik buhranından da etkilendi. Bunun etkisiyle Japonya, zengin kaynaklara sahip olan, Çin’e ait Mançurya’yı işgal etti (1931).

Almanya, İtalya ve Japonya’nın izledikleri yayılmacı politikalar yaklaşmakta olan bir savaşın belirtileri idi. Ancak I. Dünya Savaşı sonunda savaş felaketlerini önlemek amacı ile kurulan Milletler Cemiyeti tüm bu gelişmeler karşısında etkisiz kaldı. Bu ise, Almanya, İtalya ve Japonya’nın yayılma ve genişleme emellerini gerçekleştirmek için çalışmalarına hız vermelerine neden oldu. Bunun sonucunda aynı paralelde politika güden bu devletler anlaşarak Mihver Devletler Grubu’nu kurdular. Bu gruba daha sonra Uzak Doğu’da genişleme siyaseti izleyen Japonya’da katıldı.

Savaş hazırlıklarını tamamlayarak güçlenen Almanya, 1938’de Avusturya’yı ülkesine kattı. Arkasından Almanların da bu ülkede yaşadığı gerekçesiyle 1939’da Çekoslovakya’yı işgal etti. Halbuki Çekoslovakya nüfusunun tümü Alman değildi. Bu durum Hitler’in yayılma politikasının sınırsız olduğunu gösteriyordu. Bu nedenle
İngiltere, Fransa ve Rusya Çekoslovakya’nın işgalini protesto ettiler. Buna aldırış etmeyen Almanya bu defa Litvanya’dan Memel’i aldı (23 Mart 1939).
Bununla yetinmeyen Almanya bu defa Polonya’dan Danzig’i istemeye başladı. Bunun üzerine İngiltere ve Fransa 31 Mart 1939’da Polonya’ya bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü konusunda garanti verdiler.

Diğer taraftan Dalmaçya kıyılarına göz dikmiş olan İtalya nisan 1939’da Arnavutluk’u işgal etti. Bu durum Balkanlarda ve Doğu Akdeniz’de İtalyan tehlikesinin açıkça ortaya çıktığını göstermiştir.

Balkanlarda ortaya çıkan bu gelişme karşısında İngiltere ve Fransa, Yunanistan ve Romanya’ya garanti verdiler ( 13 Nisan 1939).
İngiltere ve Fransa’nın bu girişimlerine karşı, Almanya ve İtalya karşılıklı yardımı öngören dostluk ve ittifak antlaşması yaptılar.
Böylece, Mihver Devletleri’ne karşı İngiltere, Fransa ve müttefiklerinden oluşan Müttefik Devletler grubu kurulmuş oldu.

25 / Haz / 2018

Yorum Yazınız