İslam Tarihinde Astronomi

Astronomi, gök cisimleri, genel adıyla yıldızları, gökyüzündeki durumlarım, hareketlerini fiziki ve kimyevi yapılarını inceleyen ilim dalına verilen addır.

İnsanlar çok eski çağlardan ben gök cisimlerinin durumlarını gözlediklerinden en eski ilim dalıdır, islimin beş şartından ikisinin edası zamanın tayinine,gök cisimlerinin hareketlerine bağlı olduğundan İslam aleminde de en gelişmiş ilim dalıdır. Gerçekten, İslam’ın beş şartından biri olan namaz vakitleri güneşin hareketlerine göre tayin edilir. Yine namazda dönülmesi icap eden yön, kıble, bulunulan yerin iyi tespit edilmesine bağlıdır. Bu da yıldızların yerine göre tayin edilir. Diğer ibadet olan orucun zamanı, imsak ve iftar vakitleri güneşin hareketlerine, Ramazan’ın ve Bayram’ın vakti ayın hareketlerine göre belirtilir. Demek ki, her iki ibadet için vakit tayini, ancak hem güneşin ve hem de ay’ın hareketlerinin incelenmesini gerektirir. Müslüman alimler de devirlerine göre çok ileri rasathaneler kurarak bu hareketleri incelemişlerdir.

Astronomi'nin başlıca dalları şunlardır:

Küresel astronomi: Gök cisimlerinin yerlerini tayine çalışan astronomi dalı.
Gök mekaniği: Gök cisimlerinin karşılıklı çekim kanunlarını ve hareketlerini İnceler.
Astrofizik: Yıldızların fiziki ve kimyevi yapılarını inceler.
Yıldızlar bilgisi: Yıldızlarla ilgili bütün bilgileri araştıran astronomi dalı.
Güneş fiziği: Güneşte meydana gelen değişmeleri inceleyen astronomi dalı. Astronominin tarihçesi. İlk insanlar gökyüzündeki değişmelere büyük bir alaka duymuşlardır. Bu alaka daha çok astrolojinin gelişmesine yardımcı olmuştur. Ancak, MÖ 6. yüzyıldan itibaren deneylerin teorisi de yapılmaya başlandı. Yunanlı alim Tales MÖ 525'de güneş tutulmasını hesapladı. Babilliler Zodyak’ı keşfetmişler, Mısırlılar bir yılın 365 gün 6 saat olduğunu hesaplamayı başarmışlardır. Kopernik’e kadar dönemin astronomlarına hakim görüş Batlamyus’a aittir. Bu zamanda henüz dünya, sistemin merkezi kabul ediliyordu. Daha sonraki gelişmelerde müslümanların rolü büyük olmuştur. Henüz dünyanın döndüğünün kabul edilmediği dönemde, büyük Türk alimi Biruni dünyanın dönebileceğim öne sürdü. Şayet dünya dönüyorsa, yerden yukarıda bulunan cismin, aynı yer üzerinde değil de, daha geride veya ileride kalması gerektiğini öne sürenlere ise, Biruni, dünyanın etrafındaki atmosferle birlikte dönebileceğini ifade etti. Kanaatlerini, deneylerle desteklemek düşüncesinde olan ve bu anlayışıyla da günümüz ilim ve araştırma düşüncesine daha on birinci yüzyılda vakıf olan Biruni, henüz kendi geliştirdiği aletlerle arzu ettiği rasatları yapamadığı için de, iddiasını daha ileri götüremedi. Ancak, Endülüs müslümanları sayesinde Doğu’da gelişen astronomi ilmini öğrenmeye başlayan Avrupalılar, bu hakikati 1543'te keşfettiler Polonyalı alim Kopernik, bu yılda yıldızların değil, dünyanın döndüğünü iddia etti. Kopernik'in getirdiği yenilikler Galileo ve Newton tarafından geliştirildi. Daha sonra Kepler ise, Kopernik sisteminin doğruluğunu gösterdi ve gezegenlerin güneş etrafındaki hareketlerini şu kanunlarla açıkladı:
Gezegenler, odaklarından biri güneş olan elips şeklindeki bir yörünge üzerinde hareket ederler.

Gezegenlerin güneş etrafındaki dönme hızları, güneşe uzaklıkları ile orantılıdır.
İki gezegenin güneş etrafındaki dönme sürelerinin karesi, güneşe uzaklıklarının küpleriyle orantılıdır.

İslam Aleminde gözleme dayanarak yapılan ilk astronomi çalınmaları, 8. Abbasi Halifesi El-Memun zamanında başladı. El- Memun ilk rasathaneyi kurdu (Bağdat'ta Şammasiye Rasathanesi). İkinci rasathane Kasiyun rasathanesidir. Türk hükümdarları da devlet rasathaneleri inşa etmişlerdir. Bunlar : Semerkant’ta Uluğ Beğ Rasathanesi, İsfahan’da Melikşah Rasathanesi, İstanbul’da III. Sultan Murat Rasathanesi, Meraga’da Hülagu Rasathanesi, Tebriz'de Gazan Han Rasathanesi. Bütün İslam aleminde 9 devlet rasathanesi olduğu düşünülürse (İkisi Halife El-Me'mun’un kurduğu, biri Şerefüd-Devle’nin Bağdat’ta, diğeri de Kahire rasathanesi) müslüman Türklerin bu sahadaki çalışmalarının büyüklüğü daha iyi anlaşılır.
 

01 / Ağu / 2018