Kurtuluş Savaşında Güney Cephesi

Güney Anadolu'da Milli Cephelerin kurulmasının başlıca sebebi, Mondros Mütarekesinin İtilaf Devletleri tarafından tek taraflı, haksız ve yanlış bir şekilde uygulanması ve bu toprakların işgal edilmesidir. Fransızların Adana; İngilizlerin Urfa, Maraş ve Antep’i işgal etmeleri, halk arasında endişe, şüphe ve nefret yaratmıştır. Daha sonra İngilizler anlaşma icabı 29 Ekim -5 Kasım 1919 tarihleri arasında Kilis, Antep, Maraş, Urfa şehirlerini Fransızlara teslim ettiler.

Irak da İngilizlerin mandasına verildi. Bu şehirlerin işgal edilmeye başlamasıyla birlikte mahalli direniş hareketleri de başladı.

Adana Savunması

Adana ve havalisindeki Fransız birliklerinin içinde 10.000 kadar Ermeni askeri vardı. Ayrıca havalideki Ermeniler de Fransızlarca silahlandırıldılar. Ermeniler, kuzeydeki Saimbeyli, Rumlu (Doğanbeyli) ve Şar kasabalarına yerleşerek, bu mevkileri ve Maraş’ın kuzeyindeki Zeytun’u tahkim ettiler. Çevrede zulüm ve katliamlara başladılar. Bu durum bölge halkında derin tesirler bırakarak, milli heyecanın büyük nisbette artmasına sebep oldu. Süratle teşkilatlanmaya ve milli kuvvetler teşkiline başlandı. Çukurova havalisinde ilk milli kuvvetler Karaisalı’da kurularak önceleri Toros Dağları’nda sonra ovalarda çete harbine girişildi.

Sivas Kongre’sinde alınan bir kararla da bölgede Kuvay-ı Milliye kurulması kararlaştırılmıştı. İşgal kuvvetleri ile milli kuvvetler arasında Birinci Kavaklıhan, İkinci Kavaklıhan, Yarbaşı, Hinnepli, Taşçı, Büyük Fadıl Savaşları oldu. Pozantı'da bulunan Fransız taburu komutanı Binbaşı Menil ve birliği Toroslar’da Kar Boğazı'nda esir edildi. Bu arada Fransız’larla 30 Mayıs 1920’de 20 günlük bir mütareke yapıldı. Güç durumda kalan Fransızların mütarekeden faydalanarak yeni kuvvetler getirmek istedikleri anlaşılınca, Mustafa Kemal Paşa, bölgedeki milli kuvvetlere hareketlere devam edilmesini emretti.

26 Haziran’da Güney Cephesi Fırat Nehri ile ikiye bölünerek Fırat’ın doğusuna Elcezire, batısındaki sahaya da Adana Cephesi adı verildi. Elcezire kumandanlığına eski ordu kumandanlarından Mirliva Nihat Paşa, Adana Cephesi kumandanlığına da Kurmay Albay Selahaddin Adil Bey tayin edildiler. Bu kumandanlık 19 Kasım 1920’de 2. Kolordu kumandanlığı adını aldı. Böylelikle Fransız ve Ermeniler’e karşı daha esaslı mücadeleye başlanmıştı. Yapılan muharebelerde milli kuvvetler başarılı olmuş, Fransız birlikleri yer yer geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Fransızlar bu müthiş mücadele karşısında bir süre beklediler, bu arada Sakarya Muharebesinin Türklerce kazanılmasından sonra milli kuvvetlerin gerçek gücünü anlayarak Anadolu’da Fransız gayesinin tahakkuk edemeyeceğini gördüler. Ankara hükümeti ile anlaşma yoluna gittiler. 20 Ekim 1920 de Ankara’da imzalanan Ankara Antlaşması ile, Hatay hariç, bugünkü güney hudutlarımıza sahip olduk.

Antep Savunması

Önce İngilizler, sonra da Fransızlar tarafından Antep’in Mondoros Mütarekesi hükümlerine aykırı olarak işgali, ecnebi tahakkümüne tahammülü olmayan Anteplileri galeyana getirmiştir. Fransızların Antepte bir “Milli Ermeni Fırkası” kurdurmaya ve yerli Ermeni azınlığı ile birlikte Türkleri sindirmeye çalışmaları ve tedhiş hareketlerinde bulunmaları, Anteplileri teşkilatlanarak direnmeye mecbur etmişti. 21 Ocak 1920 günü, anasının peçesini açmaya çalışan Fransız askerlerine karşı koyan 12 yaşındaki Kamil’in bu askerlerce şehit edilmesi halkın nefretini arttırdı. Protesto mahiyetinde günlerce dükkanlarını kapalı tuttular. Antep’in Türklüğünü korumak için, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Antep Şubesi ile Cemiyeti İslamiye birlikte harekete ederek şehri savunma kararı aldılar. 1 Nisan 1920’de ayaklanan Antepliler, şehirdeki Fransızların bir kısmını tesirsiz hale getirdiler. Aynı gün Antep, Fransızlar tarafından kuşatıldı.

Antep dışında ise Şahin Bey, Karayılan, Boynaoglu Memik’in kumandalarındaki milli müfrezeler, Fransızların ikmal yollarını keserek gerilla taktikleri ile yıprattılar. Fakat Şahin Bey 28 Mart’ta, Karayılan da 24 Mayıs’ta Fransızlarla çarpışırken şehit düştüler. 8 Ağustos 1920’de Anteplilerin isteği üzerine milli kuvvetlerin komutanlığını Şefik Özdemir Bey üstlendi, Özdemir Bey, Anteplileri, mahalle mahalle teşkilatlandırarak direnişi devam ettirdi. 10 ay 9 gün düşmana karşı tarafından işgal edilmişti. İşgal ordusunun Ermeni azınlığı ile birleşerek Türklerin can ve mal güvenliğini ihlal etmeleri Urfalıları ayaklandırdı. Fransızların bölge halkını bölme faaliyetleri de bir sonuç vermedi.

Halk topyekûn Fransızlar a karşı direndi. Çevredeki aşiretlerin çoğu istilaya uğrayan diğer Türk şehirleri halkı gibi kurtuluş ça-relerini aramaya başladılar. Milli müfrezeler teşkil ettiler. 25 0cak 1920 de Maraş mücahitlerine yardım olmak üzere Fransızların ikmal vasıtası olan demiryolunu tahrip ettiler. Yüzbaşı Ali Saib’in teşkilatlandırdığı Kuvayı Milliye ve çevredeki aşiretler, elbirliği ile Urfa’da Fransızları 8 / 9 Şubat gecesinden itibaren kuşatmaya başladılar.

Kahramanca savaşan Antep 6000 evladını şehit verdikten, geride binlerce yaralı ve sakat bıraktıktan sonra, üstün silah ve askeri güce sahip Fransızlara açlık ve imkansızlıklar sebebiyle 9 Şubat 1921’de teslim olmak mecburiyetinde kalmıştır. Sakarya Zaferi’nin akabinde Fransızlarla yapılan Ankara Antlaşması ile Antep Türklere bırakıldı. On buçuk ay kadar düşman işgalinde kalan Antep 25 Aralık 192l’de tekrar hürriyete kavuştu. Bu şanlı savunmasından dolayı T.B.M.M. tarafından Antep'e “Gazilik” verildi.

Maraş Savunması

Adana, Antep ve Urfa’yı işgal ettikleri sırada Maraş’ı da alan Fransızların burayı Ermeni azınlığı ile işbirliği yaparak müstemleke haline getirmek için sarfettikleri gayretler, Ermenilerin Türklere karşı olan tavırları ve Fransız askerlerinin hareketleri Maraş halkını harekete geçirdi. 31 Ekim 1919 günü Ermeniler, Türk kadınlarına sarkıntılık ederek kadınları korumak isteyen iki kişiyi yaraladılar. Bunun üzerine Sütçü İmam denilen hamiyetli bir Türk, Ermenilerden birkaçını yaralayarak gözden kayboldu.

28 Kasım 1919 günü Fransız askeri valisi kaledeki Türk bayrağını indirterek yerine Fransız bayrağı çektirtti. Milli izzet-i nefsi rencide olan Maraş halkı, Maraş Müftüsünün de: “Kalelerinde hür bayrağı dalgalanmayan esir bir memlekette cuma namazı kılınamaz ” demesi üzerine galeyana gelerek Avukat Ali Bey idaresinde kaleye saldırdılar ve Fransız mangasını teslim alıp, Türk bayrağını tekrar yerine çektiler. 29 Kasım günü Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurarak kurtuluş hazırlıklarına başladılar. 20 Ocak 1920 günü Hafız Veliyüddin ve din adamı Mustafa Efendilerin öldürülmeleri, çarpışmalara sebep oldu. Maraş havalisindeki milli kuvvetler de baskınlar yapmaya başladılar. Dışarıdaki milli kuvvetler şehri sarmış durumdaydılar. Fakat şehir yanmış yıkılmış, açlık başlamıştı. 11 Şubatta Fransızlarla barış müzakeresi başladı. Bu yumuşak havadan faydalanan ve çok kötü durumda bulunan Fransızlar 11 / 12 Şubat 1920 gecesi Maraş’ı boşalttılar. Ermeniler ise Maraş’ın kuzeyindeki Zeytun havalisinde savunma tedbirleri aldılar. Fakat Zeytun’daki Ermenilerin büyük bir kısmı 22 Haziran 1921 de teslim oldu. Bir kısmı Fransızlara katıldı (Maraş’a bu kahramanca mücadelesinden dolayı sonradan “Kahraman” unvanı verildi.)

Urfa Savunması

Urfa da, diğer güney illeri gibi, önce İngilizler ve daha sonra Fransızlar 9 Şubat’ta başlayan çatışma aralıklarla devam etti. Urfalılar Mart ayı içersinde çok sıkıntılı günler geçirdilerse de, Fransızların vaziyeti Urfalılar'dan daha kötü idi. Nitekim şehri boşaltma tekliflerini daima reddetmiş olan Fransızlar, 8 Nisan 1920’de şehrin teslimi hususunu konuşmayı kabul etmiş ve 10 Nisan 1920’de silah ve cephaneleri ile birlikte Urfa’yı terk etmişlerdir. Urfa, tek başına bir Türk şehri olarak bir devlete karşı savaşmış ve zafer kazanmıştır. Adana, Maraş, Antep ve Urfa, Güney Anadolu’nun tarihe kahramanlık destanları yazan, milli şuurun uyandırdığı istiklali koruma ateşini söndürmeyen Milli Mücadelenin eşsiz misallerinden bir kaçıdır. Bu kahramanca savunmalar, Fransızlara ve bütün dünyaya vatan davasının ne olduğunu göstermiştir.

Güneybatı’da ise Antalya ve havalisini işgal eden İtalyanlara karşı bir direniş olmamıştır. Çünkü İtalya, antlaşmalarla kendisine verilen Ege Bölgesi’nin İngilizlerin desteğinde Yunanlılara verilmesi üzerine tavrını tamamen değiştirmiş, İtalyan kuvvetleri zaman zaman Yunanlılara karşı Kuva-yı Milliye’ye destek olmuşlardır. Düzenli ordunun kurulup ilk zaferler kazanılmaya başladıktan sonra da işgal ettikleri yerlerde kalamayacaklarını anlayarak çekip gitmişlerdir. Böylece İtalyanlar ile aramızdaki mesele, herhangi bir çatışmaya girmeden hallolmuştur.

30 / Haz / 2018