Türk Folklorü

Folklor, halk hayatının gelenek, görenek ve inançlar gibi fikri ve manevi kültür malzemelerini toplayan ve inceleyen bir ilim dalıdır. Kelimenin aslı İngilizce halk manasına gelen “folk” ile, ilim karşılığında kullanılan “lore” kelimesinin birleşmesinden doğmuştur. Folklor kelimesini, ilk olarak, İngiliz alimi William J.Thoms, 12 Ağustos 1846 yılında neşrettiği bir yazıda kullan-mıştır. Bu kelime daha sonra bütün dünya literatürüne girmiştir.

Türkiye’de folklor kelimesinin karşılığında halkıyyat kelimesini, ilk defa Ziya Gökalp kullanmıştır. Daha sonra Fuad Köprülü folklor tabirini kullanmışsa da, en çok halkıyyat kelimesini tercih etmiştir. Rıza Tevfik (Bölükbaşı) ise, folklor karşılığında hikmet-i akvam deyimini uygun görmüştür. Çeşitli araştırıcılar halkıyyat ve folklor karşılığında halk bilgisi, budun bilgisi, halk bilim ve halk bilimi gibi tabirler üzerinde durmuşlarsa da, folklor, en çok yaygınlaşan ve benimsenen bir kelime olmuştur. Ancak folklor, bazen halk arasında sadece “halk müziği” veya “halk oyunları” gibi dar manaya gelen bir kelime zannedilmiştir. Halbuki folklor, bir milletin manevi kültür mirasının bütününü kucaklayan bir ilim dalıdır. Halkın manevi kültürünü çeşitli metot ve usullerle derlemek, tasnif etmek ve bunları yoğurup bir neticeye vardırmak, folklorun çalışma sahasına girer. Folklora, etnoloji’nin bir dalı olarak bakanlar da olmuştur.
Halkın manevi ve şifahi mahsullerini inceleyen folklorun çok geniş bir sahası olduğu için, çeşitli dallarda uzmanlaşan araştırıcılar tarafından ele alınması gerekir. Folklor konularını birkaç başlık altında şöyle toplayabiliriz: Gelenek, Görenek ve İnançlar: Doğum, ad verme, sünnet, cami ve okula başlama törenleri, kız isteme, nişan, kına, nikah ve evlenme gibi düğün adetleri, hac, ölüm ve defin merasimi, aile hayatı, askerlik, sağlık ve hastalık ile ilgili inançlar, halk hekimliği, cin, hurafe, büyü, muska, üfürük ve efsun gibi inançlar, ramazan ve bayram (dini, milli ve mevsimlik) gelenekleri, mezhep ve tarikatlar gibi dini kuruluşlar, zanaat loncaları ve ahi teşkilatları gibi iş kuruluşları.

Halk Edebiyatı: Destanlar, efsaneler, hikayeler, menkıbeler, masallar, türküler, maniler, ninniler, darb-ı meseller, mizahi fıkra-lar, atasözü, tekerlemeler, bilmeceler, ağıtlar, dua ve beddualar.

Halk Müziği, Eğlence ve Oyunlar: Temsili oyunlar, meddah, karagöz, kukla, orta oyunu, halk müziği (uzun ve kırık havalar), halk oyunları, seyirlik tören oyunları, çocuk eğlence ve oyunları.

Folklorun fikri ve manevi mahsulleri yanında maddi malzemeler de vardır. Giyim - kuşam, ev aletleri, tarım ve hayvancılıkta kullanılan araçlar, el sanatları gibi daha bir çok malzemeler, önceleri folklor içinde ele alınıyordu. Daha sonra etnografya adı al-tında müstakil bir ilim dalı, halkın maddi malzemelerini inceleme görevini yüklendi.
Halkın bu çok yönlü verileri ile meşgul olan folklor, bu yüzden dolaylı dolaysız bir çok ilim dalı ile ilgi kurmak zorundadır. Ruh bilgisi, dilbilgisi, sosyoloji, arkeoloji, tarih, din, edebiyat ve sanat tarihleri, antropoloji, hekimlik,bitki ve hayvan ilimleri, uzak yakın folklorun ilişki içinde olması gereken ilim dallarıdır.

Ülkemizde folklor çalışmaları çok eski değildir. Türk folkloru üzerine ilk eğilen Macar alimi İgnaz Kunoş’tur. Daha sonra Türk kültürü ile ilgilenen yabancı araştırıcılar, Türk folkloru üzerine incelemeler yayımladılar. Ancak Türkiye’de yerli ilim adamlarının içinde ilk olarak folklora eğilen Ziya Gökalp’tır. Daha sonra sistemli bir şekilde folklor çalışmaları yapılarak, önemli adımlar atıldı. Günümüze kadar gelen çalışma ve araştırmalarla Türk folklorunun zenginliği ve ehemmiyeti iyice anlaşılmıştır.

Türkiye, folklor malzemeleri bakımından zengin bir ülkedir.Bugün bir çok ülkenin ortaya koyduğu folklor malzemelerinin bütünü , Türkiye’nin sadece bir bölgesinde karşımıza çıkan malzemelerle boy ölçüşecek durumda değildir. Bu mukayese, Türklüğün yüzyıllar boyu ortaya koyduğu manevi kültürün ve ölçüde zengin olduğunun anlaşılması için önemlidir.

Türk folkloru, hiç şüphesiz Türkiye’deki folklor mahsullerinden ibaret değildir. Bugün siyasi sınırlarımızın dışında kalan Türk bölgeleri, zengin folklor malzemelerimizin yaşadığı sahalardır. Başka bir deyimle Türkistan, İdil-Ural, Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kırım, Kuzey Azerbaycan (Rusya), Güney Azerbaycan (İran), Musul-Kerkük (Irak Türkleri), Suriye, Kıbrıs, Batı Trakya, Balkanlar, Yugoslavya, Tuna Boyları, kısacası Çin’den Macaristan‘a kadar olan bölgeler, Türk folklorunun coğrafi atlasını oluşturur. Bu yüzden Türk folklorunun değerlendirilmesi, bütün bu bölgelerden malzemelerin toplanması ile mümkündür. Çünkü Türk folkloru kavramı, bütün Türk dünyasının folklorunu içine alır.

01 / Ağu / 2018